Almanya’nın Bonn kentinde düzenlenen ara dönem BM iklim görüşmeleri sona erdi. Ancak uyum finansmanı, emisyon azaltımı ve gelişmiş ülkelerin sorumlulukları gibi kritik başlıklarda ilerleme sağlanamaması, Kasım ayında Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 öncesinde iklim diplomasisindeki güven krizini bir kez daha ortaya koydu.
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında düzenlenen Bonn İklim Görüşmeleri, iki haftalık müzakere sürecinin ardından tamamlandı. Her yıl COP zirveleri öncesinde gerçekleştirilen toplantılar, teknik konuların olgunlaştırıldığı ve taraflar arasında uzlaşma zemini oluşturulmasının hedeflendiği kritik bir hazırlık süreci olarak görülüyor. Ancak bu yılki görüşmeler, çözümden çok anlaşmazlıklarla gündeme geldi. Müzakerelerde özellikle iklim değişikliğinin etkilerine karşı kırılgan ülkelerin ihtiyaç duyduğu uyum finansmanı konusunda ciddi görüş ayrılıkları yaşandı. Gelişmekte olan ülkeler, mevcut finansman taahhütlerinin yetersiz kaldığını ve uyum çalışmalarına yönelik desteğin artırılması gerektiğini vurgularken, bazı gelişmiş ülkeler finansman yerine teknik göstergeler ve raporlama süreçlerine öncelik verilmesini savundu. Taraflar arasında emisyon azaltımına ilişkin çalışma programı konusunda da ortak bir zemin bulunamadı. Birçok ülke, küresel sıcaklık artışını 1,5°C ile sınırlandırma hedefinin giderek zorlaştığına dikkat çekerek daha güçlü adımlar çağrısında bulunurken, fosil yakıtların geleceği ve sorumluluk paylaşımı konularında farklı yaklaşımlar müzakerelerin ilerlemesini zorlaştırdı.
Sorunlar Derinleşiyor
Uzmanlar, Bonn’da yaşanan tıkanmanın yalnızca teknik detaylardan kaynaklanmadığını, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki uzun süredir devam eden güven sorununun da giderek derinleştiğini belirtiyor. Özellikle geçmiş iklim finansmanı taahhütlerinin tam olarak yerine getirilmediği yönündeki eleştiriler, birçok başlıkta uzlaşma sağlanmasını güçleştirdi. Bonn görüşmelerinin ardından gözler şimdi Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31’e çevrilmiş durumda. Bonn’da sonuçlandırılamayan pek çok dosya doğrudan COP31 gündemine taşınırken, Antalya zirvesinin yalnızca yeni hedeflerin konuşulacağı bir toplantı değil, aynı zamanda ülkeler arasındaki güven bunalımının aşılmaya çalışılacağı kritik bir diplomatik sınav olması bekleniyor.



